ŞARAP MEKTUPLARI ADINDA BİR FANZİN
Yazarlar bir araya geldiğinde mutlaka bir dergi, antoloji ya
da yazınsal bir üretim eseri ortaya çıkar. Fanzin ise daha duygusal bir
enstrüman. Onun için mevcut düzene ciddi bir itiraz ve yeraltına karşı duygusal
hisler gerekli. İşte Vinolettera tam bu hislerin eseri; başkaldıran, bilgiye
her daim aç ve bağlararası geyikler, yani ampelofilozofiya yanlısı bir felsefeye
sahip.
Edebiyat, sanat, müzik, mizah tamam da şarap fanzini de
nereden çıktı diyenlere, buradaki zengin dil ve mizah unsurları o kadar fazla ki
bu karnavala bir göz atın istedik. Transkafyasya ve Turabdin bölgelerinde
doğmuş, Anadolu’da bir kültüre dönüşmüş şarap, Antik Yunan’a halk arasına
karışmış ve festivallerin, şiir ve retorik yarışmalarının, eğlencenin, müziğin,
tiyatronun ve keyfin sembolü haline gelmiştir. Tanrısı Dionysos bile o kadar
halktan ve içtendir ki dağda bayırda gezinir, duyguların sel olduğu, coşku,
esrime ve verimlilik tanrısı olarak bilinir, diğer tanrılar gibi gökyüzünde bir
tahtta oturmaz, halkla hep bir aradadır, aristokratik zevklerle eşleşen
Apollon’un tam karşısında yer alır.
İçinde sığamadıkları kapalı kapalı gruplar, bilginin üstüne
külçe halinde düşmüş gösteriş, var olmak için illa bir söz söyleme, çamur atarak
ferahlama, hatta bağıra çağıra içinizin yağlarını eritme durumu söz konusu bu
evrende. Bir gün “Ama öyle konuşmayalım” diye duyarsınız, konuşmacı nedense az
sonra bir cinayet işleyecekmişsiniz gibi size tehdit muamelesi yapar. “Tadım
subjektiftir, uluslararası yarışmalarda uzmanlar bile yanılıyor, kör tadımlarda
herkes ters köşe olur” derler ama sonra “O aroma yok orada, şunu almalısın”
diye iyi niyetli cümleler kurarlar. Yasaklara, kontrollere takılmış bir dünya
burası. Mizah bol olmaz mı? Cennetteki nehirleri bekleyenler, politik çıkarlar
peşinde koşanlar ve iktidar olmanın keyfini engelleyerek çatanlardan ötürü içten
içe kaynadığını görebilirsiniz. İçerde ise aidiyet duygusuyla tatmin yaşayan
gruplardan en iyi ben bilirim’e doğru giden ve gittiği yerde polemik
yaratmaktan çekinmeyen, bilgiye, paylaşıma kapalı yüksek kafalar var. Aslında bakarsanız dışarıdan itenlerle içeriden şişirenler farklı oranlarda basınç
yaratıyorlar burada.
Konumuza dönelim… Bu iş duyusal olduğu kadar duygusal da.
O nedenle günün sonunda çorbayı yapanların değil, çorbayı tadanların
değerlendirmesi belirleyici. Aynı kitaplarda olduğu gibi. Okurları
beğenmiyorsan, okunmasa da olur, yayımlanmasa da olur diyorsan, yazma! Karışma
sokağa, hayata... Sen de beğenmiyorsan içme ve nehirlerin hayalini de kurma
artık! Her şey bir yana, insanlar tadımlara güzel vakit geçirmeye gelseler, hayat daha zevkli olacak, ama ıstıraplı arzu onları ham ham yer. Ne diyelim, afiyet olsun!
Size de keyifli okumalar, bol kahkahalar...
Yayına hazırlayanlar: Zeynep Çolakoğlu & Erkut Tokman
Fanzine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
VINOLETTERA SAYI I










