Vinolettera No.2: Mesafeleri Aşan Bir Sayı
Sevgili Erkut Tokman ile çıktığımız fanzin yolculuğunda ikinci sayıya ulaştık. Şarap, edebiyat ve mizah içerikli Vinolettera fanzini; özlemini duyduğunuz yeraltı kültürünü yaşatmak ve bu kültürü şarapla taçlandırmak için yaratıldı.
Bu süreçte Erkut Çekya’daydı, ben Zeynep ise İzmir’deydim. İki şehri şarap kardeşi ilan ederek, Çekya ve Türkiye’den benzer estetik kaygılar taşıyan, ilham dolu yazar, şair ve sanatçıları fanzinde bir araya getirdik. Böylece bu sayı ile Vinolettera’nın uluslararası kılcal damarları daha da genişledi; bu doğrultuda, derginin ana dili olan Türkçenin yanı sıra bazı metinlerin İngilizce ve Çekçe çevirilerine de yer verdik.
Bu sayıda, Ege’nin önemli yerel üzümlerinden biri olan Bornova Misketi’ne özel bir yer ayırdık. Bornova Misketi’ni kişiselleştirdiğimiz özel bir tadımın ardından, onun üzerine kısa denemeler kaleme aldık. Üzümlerin bir ruhu olduğu gibi, mekânların da ruhu vardır; işte bunlardan biri de Çekya’nın Ostrava kentindeki Waldemar.
Bu mekânın gizemini şiirlerle, bir söyleşiyle ve özel bir yazıyla anlatmaya çalıştık. Aslında İzmir Urla’daki bir Bornova Misketi bağında doğan esinti, Ostrava’ya kadar ulaşacak bir kelebek buldu; onun adı Vinolettera.
Bu sayı, iki ülkeyi birbirine bağlayan bir köprü işlevi gördü. Mesafeler edebiyatla aşılır, şarapla kutsanır. O hâlde, keyifli okumalar olsun.
English Translation
Vinolettera No. 2: An Issue That Transcends Distance
In the fanzine journey I embarked upon with dear Erkut Tokman, we have now reached our second issue. Dedicated to wine, literature, and dark humor, Vinolettera was created to revive the underground culture many long for—and to crown that culture with wine.
During this process, Erkut was in the Czech Republic while I, Zeynep, was in İzmir. By declaring our two cities wine siblings, we brought together writers, poets, and artists from both the Czech Republic and Türkiye who share similar aesthetic sensibilities and sources of inspiration. With this issue, the international capillaries of Vinolettera expanded even further; accordingly, alongside Turkish—the magazine’s primary language—we also included English and Czech translations for selected texts.
In this issue, we devoted a special section to Bornova Misketi, one of the Aegean region’s most distinctive indigenous grape varieties. Following a specially curated tasting in which we personified the grape itself, we each wrote short essays inspired by its character. Just as grapes possess a soul, so do places—and one such place is Waldemar in Ostrava, Czech Republic.
Through poetry, an interview, and a dedicated feature, we attempted to capture the mystery of this venue. In truth, the breeze born in a vineyard of Bornova Misketi in Urla, İzmir, found a butterfly capable of carrying it all the way to Ostrava. Its name was Vinolettera.
This issue became a bridge between two countries. Distances are overcome through literature and sanctified through wine.
So then—enjoy the reading.











