Yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2020 Çarşamba

HOŞÇA KAL ÇAĞLAN...

LANETH WAS HERE


7 Nisan 2020



Bugün Türkiye metal camiasına büyük katkılarda bulunmuş, çıkardığı Laneth, Non Serviam ve Headbang dergilerini heyecanla takip ettiğim, yazılarıyla büyüdüğüm, müzik yazarı, bir tür "heavy metal influencer", Headbang dergimizin genel yayın yönetmeni Çağlan Tekil'i kaybettik.

Headbang ekibine 2014'te katılmıştım. Black metal yazacak birilerini arıyorlardı, Sevgili Doğu Yücel'e 2000'lerin başında çıkardığım Black metal fanzini Acedia'yı, metal müziğin (ağırlıklı black metal tabi ki) şarkı sözlerinde, grup isimlerinde geçen felsefi yaklaşımlar, efsaneler, mitolojiler ve edebiyat eserleri üzerine inceleme kitabım Büyülü Sözlük'ü, yazdığım kimi müzik yazılarını ve yaptığım röportajları göndermiştim hemen, o da ekibe sunmuştu. Kabul almamın ardından kara yazıların başına geçtim. O günden beri Black metal yazılarımın yer bulduğu, sevdiğim pek çok müzisyene ulaşıp müziklerini, sözlerini okurlara taşıma imkanı bulduğum çok özel bir yere evrildi Headbang dergisi.

Aşırılıklarıma gülüp, tartışmaları eninde sonunda tatlıya bağlayan, hayatımın yazılarını yazmama neden olan fikirlerle gelen (bizimki de bir tür kargaşa (Mayhem) projesi değilse nedir!), yazıda kullandığım ekstrem dili teşvik ederek alevi hep harlayan biri oldu Çağlan.

Anısını müzikle yaşatmaya devam edeceğiz ve bu yaşam tarzından asla vazgeçmeyeceğiz🤘🏻
Tekrar görüşene kadar huzur içinde uyu sevgili Çağlan Tekil...

Çağlan'ın sevdiği bazı parçaları toplayıp anısına bir playlist oluşturdum.
Böylesi bir müzik insanı için heavy metal ile yas tutulur ancak...

To the memory of Çağlan Tekil (Spotify List)


Çağlan'ın son röportajını Alper Demirci yapmıştı sanırım. Konumuz elbette müzik: "Türkiye'de Ağır Müziğin Geçmişi".

Çağlan Tekil-Türkiye'de Ağır Müziğin Geçmişi


Çağlan, Laneth ile Türkiye'de ilk fanzin çıkaran ve bu yeraltı kültüründen gelen önemli bir isim. Hepimiz gözümüzü bu kültürün içinde açtık ve hala da oradayız. Yeraltı hareketi asla durmaz!














NON SERVIAM!

21 Ocak 2020 Salı

LILITH



Lilith’in alevlerinden bir nefes sülfür çekmiş ve buluşmuştuk sevgili Sülbiye Yıldırım’la.
Aradan geçen yıllar sonunda Lilith’e dair yazdıklarımız Büyülü Sözlük Blog'da yan yana geldi, bakışlarımızı kesiştirdi, içimizdeki Lilith’i bir kez daha taşırdı.



Bu dosyadaki yazılar:


LİLİTH / Sülbiye Yıldırım
RÜZGÂRIN ŞARKISI / Zeynep Çolakoğlu     
Havva Yerine Lilith Olsaydı / Zeynep Çolakoğlu     






LİLİTH


Sülbiye Yıldırım

Lilith’le Âdem’i topraktan, aynı anda yaratır Tanrı,
mutlu yaşasınlar diye cennete yerleştirir onları.
Ama ne mümkün… Doğuştan asi Lilith,
bir türlü, her alanda söz sahibi olmak isteyen Âdem’in efendiliğini kabullenmez.
Onun hep üstte olmasını aşağılayıcı bulur, itiraz eder.
Mademki topraktandır ikisi de, öyleyse eşittirler şu yeryüzünde.
O zaman üste çıkmalıdır sırası geldiğinde kendisi de.
Ah!.. Âdem’e söylenir mi hiç böyle bir şey.
Hiddetlenir egemen Âdem.
Bereketli, kapsayıcı gökyüzüdür, aynaya baktığında kendisinde gördüğü.
‘Erkek’tir en önemlisi, var mıdır küçüğü büyüğü...
Ya Lilith? Bir kadın… Toprak gibidir kadın Âdem’e göre.
Ayaklar altında olmalı, rahatça sürülmeli, tohumlarla taçlandırılıp, ürün vermesi sağlanmalıdır.
Üstelik kendisi gibi akıllı da değildir. Saçı uzundur çünkü.


Hiç üşenmez defalarca efendi olduğunu söyleyip durur, eşit olduklarını ısrarla tekrarlayan Lilith’e.
Âdem tepeden bakan tavırlarına devam edince,
ısrarlı olunca evrenini efendisi olan tanrıdan sonra kendisinin de yeryüzünün efendisi olduğuna, dayanamaz Lilith, “Ne halin varsa gör!” Der.
Köleliğinin karşılığı olarak önüne serilen cenneti itip elinin tersiyle,
Çocuklarını da arkasında bırakarak, özgürlüğü ve eşitliği uğruna
kapıyı çarpıp çıkar, bakmadan arkasına bile.
Çok kızgındır ama hem Âdem’e, hem de Âdem’in aklını kullanmasını engelleyen efendisine. Giderken durmadan söylenmekte, efendinin kendisine yasaklanan adını yüksek sesle yinelemekte, içinden de Âdem’e ilenmektedir biteviye.
Âdem kalınca bir başına cennette her şey anlamsızlaşır.
Buza keser cıvıl cıvıl duygular.  Yemişleri dökülür ağaçların kırağı vurmuş gibi.
Çamura bulanmış fosfor sarısına döner mavi gökyüzü,
gümüş ışıltılarla ılık ılık esen cennet yeli kırmızıya boyanır.
Heyhat! Âdem, ilk defa kaybetmeyi tatmıştır.


24 Aralık 2019 Salı

TRAFIKA EUROPE- 16 / TURKISH DELIGHT



TRAFIKA EUROPE DERGİSİNİN "TURKISH DELIGHT" ADIYLA YAYIMLANAN 16. SAYISININ ODAK NOKTASI TÜRK EDEBİYATI



New York’ta üç ayda bir çıkan ve Pensilvanya Devlet Üniversitesi Kütüphanesi’nin katkılarıyla yayınlanan Avrupa Edebiyatı’nı Amerika’da  tanıtmaya adanmış dünyaca bilinen edebiyat dergisi Trafika Europe 16. Sayısını Türk Edebiyatı’na ayırdı. “Turkish Delight”adıyla yayınlanan sayının baş editörlüğünü Andrew Singer ve yardımcı editörlüğünü Clayton McKee üstlendiler. 

Son zamanlarda yurt dışında Türk Edebiyatı üzerine hazırlanmış en kapsamlı dosyada Burhan Sönmez, Mario Levi, Birhan Keskin, Altay Öktem, Nalan Barbarosoğlu, Erkut Tokman, Buket Uzuner, Selim İleri, Karin Karakaşlı, İlhan Sami Çomak, Hakan Günday, Zeynep Çolakoğlu, Haydar Ergülen,  Aslı Erdoğan,  Nazlı Karabıyıkoğlu gibi  birbirinden değerli öykücü, romancı ve şairler bulunuyor. Derginin web sitesinde ayrıca European Literature Corner köşesinde bu sayıyla ilintili olarak Deniz Durukan’ın şiirlerine de yer veriliyor. 

Sayıda  fotoğraf sanatçısı Hakan Bıyıklıoğlu’nun çalışmaları da görülebilir. 

Sayıya online ulaşmak için:



MEDUSA'YA DAİR


Trafika Europa'nın bu sayısında korku edebiyatı kısa öykü türünde İngilizce çevirisi Bilgi yayınevi'nden Yasemin Yener tarafından yapılan MEDUSA adlı öyküm yayımlanmıştır.  


"MEDUSA", Bilgi Yayınevi tarafından Mart 2018'de yayımlanan, derlemesini Orkide Ünsür'ün yaptığı "KARANLIKTAKİ KADINLAR" antolojisinde yer almaktadır.



http://buyulusozluk.blogspot.com/2019/11/medusa.html



31 Ekim 2019 Perşembe

HAYALET MÜZİK


 





MÜZİK BAZEN ÖLÜMCÜL OLABİLİR!



YAZARLAR:

Murat Baykan
Nurgül Çelebi
Hakan Balcı
Özlem Ertan
Mehmet Berk Yaltırık
Funda Özlem Şeran
Uğur Kılınç
Zeynep Çolakoğlu
Murat S. Dural
Aşkın Zengin Akkuş


DERLEYEN: ÖZLEM ERTAN

ARTEMİS YAYINLARI/KASIM 2019




MÜZİĞİN HAYALETİ ARAMIZDA DOLAŞIYOR


Kanın, insanın üstüne ne zaman, nereden sıçrayacağı belli olmaz. Ölümün aşkla, aşkın intikamla, hüznün ihtirasla, coşkunun cinayetle, sevincin kıyametle ilgisi varsa, yaşadığımız dünya haddinden fazla tekinsiz demektir.

Öyleyse, çare yok; ya teslim olacağız ya mücadele edeceğiz ya da görmezden geleceğiz. Mesela, dış kapının zincirini takacak, perdeleri sıkı sıkı kapatacak, eğer Stephen King gibi, bizde de küçük bir çocuk kalbi varsa eğer, masamızın üstünde, bir kavanozda duran o kalbin üzerine siyah bir poşet geçireceğiz ki dikkatimiz dağılmasın. Sonra bir kadeh kırmızı şarap alacağız elimize, salondaki en rahat koltuğa yayılacağız ve sonuna kadar açacağız müziğin sesini. Artık Wagner’in Yüzük Döngüsü mü olur, Notre-Dame de Paris müzikalinden bir bölüm mü, Teoman Alpay’ın Böyle mi Esecekti Son Günümde Bu Rüzgâr adlı eseri mi, Igor Stravinsky’nin Bahar Ayini mi, Giuseppe Tartini’nin Şeytan Sonatı mı, Paganini’nin Birinci Keman Konçertosu mu, karar sizin ve müzik zevkinizin sizi savurduğu iklimlerin elbette. Gönlü daha sert ritimlere kayanlar Norveçli Black Metal grubu Ulver’in Wolf & Hatred (Kurtlar ve Nefret) adlı şarkısını bile dinleyebilir. Mahsuru yok!

Hangi müziği dinlerseniz dinleyin, müziğin bu tekinsiz hayatı görmezden gelmenizi sağlayamayacağını bilmelisiniz. Çünkü sizi kendinizden geçiren o ritmin Dante’nin cehennemindeki budaklı ruhların birbirine sürtünmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, şarkının sonundaki gizemli seslerin, ölen birinin boğazından çıkan son sesler, son hırıltılar olup olmadığını kim bilebilir ki?

Hayalet Müzik’te yer alan, çok değerli on yazarın kaleminden dökülen bu öyküler, insanın hayal ettiği, hayalini gerçekleştirdiği ve kendi hayalinden korktuğu, en azından tedirgin olduğu bir dünyayı dışımıza değil, basbayağı içimize yansıtıyor. Ruhumuzun karanlık yanına ışık tutuyor. Ve her ışığın bir müziği olduğunu yeniden hatırlatıyor bize. Kiminin duyduğu, kiminin gördüğü, kiminin öldüğü bir müzik. 

Öyleyse söz ritme karışsın ve müzik başlasın artık. Üstünüzden kan eksik olmasın!

 ALTAY ÖKTEM








17 Eylül 2019 Salı

KARANLIKTAKİ KADINLAR




   
Kadınlar bu kez tekinsiz öyküler anlatıyor…

Ama yakınarak, mağduriyeti yücelterek değil… Kadınlığın hep bilinen ama bilmezden gelinen gücüyle…


Kitapta Yer Alan Öyküler ve Yazarları:

     Yılanın Rüyası (Işın Beril Tetik)

Bakireler Mabedi (Aşkın Zengin Akkuş)

     İstanbul Büyücüsü (Gülbike Berkkam)

     Prinkipo’daki Hayalet (Orkide Ünsür)

     Medusa (Zeynep Çolakoğlu)

     Gebe (Seran Demiral)

     Karanlık Opera (Özlem Ertan)

     Cadı Bostanı (Funda Özlem Şeran)

     Sofia’nın Dönüşümü: Apokatastasis  (Nurgül Çelebi Özmen)


Derleyen:

Orkide Ünsür


Bİlgİ yayınevİ/mart 2018






https://www.bilgiyayinevi.com.tr/karanliktaki-kadinlar


8 Eylül 2017 Cuma

PROZAC RÖPORTAJ



Niklas Kvarforth'un "When Prozac No Longer Helps" adlı kitabını Altay Öktem ile birlikte "Prozac Artık Yetmediğinde" adıyla Türkçe'ye kazandırdıktan sonra İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz röportaj.



25 Nisan 2017 Salı

MİNA


Korku Öyküleriyle Mina...Melankoli, Black Metal ve kan renginde bir ıstırap...





Tanıtım Bülteninden




"Benim adım Ecel. İnsanlar kısaca bana “Ece” yani “Kadınların başı” dese de aslında bambaşka bir anlam taşıyorum. Varoluşun sınırlarını taşıyorum adımda, doğum kadar doğal bir sürecin parçası olsam da en basitinden bir son var adımın söylenişinde. Her duyulduğunda birkaç gözyaşı bırakırım gözlerde, bir acı olur saplanırım ama en çok da karadüşüngüde yüzerim nefessiz. Her çağda var olmalı Karanlık Sanatlar. Gölgeleri bilinç düzeyine çıkararak karanlık zihinlere musallat oluyorum, bu karanlık sanatlarda varım, karanlığı daha yoğunlaştırır, siyahı daha belirginleştiririm. Yoksa bunu yaratan sizlersiniz, kükürt kokusu sizin nefesinizde. Cehennemim en tatlı alevleri gözlerinizden parlıyor, zehir sizin damarlarınızda dolaşıyor, Diabolus in Musica’ları siz dolduruyorsunuz melodilerinize."





Kitap Hakkında




"GÖĞÜ KARANLIK SANATLAR, YERALTI PSİKANALİZ VE YÜZEYİ TEKİNSİZ MEKAN VE KARAKTERLERLE DOLU ÖYKÜLER


Ülkemizde, aynı türde yayınlanan diğer ürünler içerisinde karanlıkta yükselen, yazarının özgünlüğü, doluluğu ve karanlık bilinciyle hayat verdiği, iç içe geçmiş öykülerden oluşan bu kitabı; yalnızca gotik korku olarak görmemek gerektiğini ve tüm okuyucuların okuması gerektiğini düşünüyorum. Zira, "korkutmak" gibi sınırlı ve tek bir amaçtan çok çok uzakta olan öykülerde "Mina" ile birlikte çıkacağınız yolculukta yaşam, ölüm, bilinçdışı, aşk ve varoluş gibi konularda psikanalitik ve felsefi alt metinlerle örülü düşsel ortamlarda karanlık sizi kucaklayacak. Mekanların, zihinde yaratılabilecek bir tablo kadar görsel güçlülüğü, karakterlerin derinliği ve tekinsizliği, öykülere eşlik eden müziğin karanlık atmosferi, dilin şiirselliği ve düşsel ortamların gücü de kitabın kalitesini yükselten yönleri."



İncelemeler


"Zeynep Çolakoğlu’nun kitabı okumak ve anlamak, bazı ezberlerin bozulmasını ve pek çeşitli zor sorulara maruz kalmayı göze alanlar için düşünsel hacmi geniş ve sıra dışı bir eser. Kitapta birbirinden bağımsız dokuz öykü var sanki bir inceleme kitabı sunmuş. Bu incelemeler edebi bir metnin psikanalitik duyarlılıkla nasıl okunabileceğini gösterirken, edebiyat ve psikanaliz ilişkisine “ aykırı” bir pencereden bakmayı öğretiyor. Fantastik diyarlar hakkında değil, tam da bildiğimiz “karanlık dünya” hakkında felsefe yapmaya çalışan, kavramdan kavrama koşan öyküler serisi"

Nezihe Altuğ

Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi Sayı 43




Satış Noktaları




3 Ocak 2015 Cumartesi

BÜYÜLÜ SÖZLÜK

SÖZCÜKLERLE BULUŞAN NOTALAR
99 MADDE
KUZGUN'LA BAŞLAYIP LUCIFER'LA SON BULAN BİR YOLCULUK

MARJİNAL KİTAPLAR

Yazar: Zeynep Çolakoğlu
Editör: Alta Öktem
Kapak Tasarımı: Sevinç Aydın
Afiş Tasarımı: Ahmet Eyüpoğlu



İletişim:




24 Eylül 2014 Çarşamba

PROZAC ARTIK YETMEDİĞİNDE




soğuk hava 
yavaşça süzülüyor yarıklardan içeri
yatağımda uzanırken dalıyorum boşluğa
boşluk aniden dönüp bakınca bana
Acımanın Rengi / Prozac Artık Yetmediğinde






hazırlan
yer değiştiriyoruz
batıyoruz ebedi boşluğa
Lacivert İkindi  / Prozac Artık Yetmediğinde

 sensiz, hiç ışık olmaz tünelin sonunda

1 Haziran 2014 Pazar

"When Prozac No Longer Helps" Turkish Edition Foreword

 POETICAL ASPECT OF DEATH 


        At the last hours of the premiere of my book called Buyulu Sozluk (Dictionary the Enchanted), when the Prozac level in the blood began to decrease, I was saying to my editor, Altay Öktem that we should have taken a step to darker project yet, it just so happens that Shining video «Tillsammans Är Vi Allt» was playing on the screen.
May be it was not a coincidence at all, just as a result of that gloomy vim and vigor striking to the people by reflecting from Niklas, who knows. Metal music has always become a deep and intellectual field owing to its philosophy, defended ideologies, artistry and literary side. The attitudes, images, lyrics and thoughts of the metal bands all the time have caused a sensation because of their extremism that they keep talking about wild, dark, bloody but in fact the reality within the earshot of mankind without hesitation when nobody can dare to put into words.

     Pain, sorrow, death, suicide, melancholy, misanthropy, rage, rough criticism, swear, sexuality are discussed finely in the music is just like taking a trip under your skin to discover the whole capillary of you. At this point, Shining is the one that can touch the capillary more closely by injecting the pain to our ears in the name of destruction. Shining has been enchanted us in Swedish since 1996. The lyrics of this breathtaking, dark music feel like philosophizing with a hammer in Swedish language but our curiosity for the meaning of the lyrics has been at the highest level also. By the liturgical effect of the Shining music and suicidal and self-destructive propaganda of Niklas, people started to think that the lyrics are all about suicide and Shining has known with the label called Suicidal Black Metal.